Düşünsenize doğduğunuz yerin çöküşünü şöyle izliyorsunuz. Hasankeyf ile ilgili birşeyler okurken rastladım bu güzel fotoğrafa.. çocuk ne kadar çaresiz izliyor olanları.. Maalesef görevi yapmak değil yıkmak olan bir devlet kavramı.. Yazık zehirlemeyin artık insanları.. Yapmayın.. Kime ne diyorsun? Üzülüyorum.. Evlatlarımız güzelim topraklarda çile çekecek.. Ne kaderi varmış bu toprakların.. Ne garip kaderi.. Her gelen ayrı üzüyor bu toprakları..

Zaten topraksız olan çiftçiyi daha da ezen, bırakın “orman”ı, dolar yeşilinden başka “yeşil”i yok etmekten haz duyan, yerli tohum ve ıslah çalışmalarını ortadan kaldıran, daha iktidara geldikleri ilk dönemlerde mis gibi Türkiye zirai donatım kurumu’nu yok eden, hatta et balık kurumu’nu da yok eden ama sonradan yine açmak zorunda kalan, ülkede hayvancılığı bitirip, dünyanın bir ucundan, hastalıklı hayvanlar getirten (ve hatta bunları muhtemelen halka yediren), ülkedeki şeker, fındık, pamuk, fıstık gibi ürünlerle ilgili birlikleri ve devletin fabrikalarını satıp savan ya da içini boşaltan, halkın daha ucuza yiyecek bularak karnının doymasını değil yandaşların cebinin paraya doymasını sağlayan politikalar üreten,

bir düşünce yapısının düzenlediği “şüra”.
adı gibi kendi de yerli ve milli değildir.
toprak işleyenin, su da kullananındır!

Diyorum ya üzülmemek elde değil.. Ülkenin dört bir yanından yolsuzluk, arsızlık fışkırıyor…
Yazık çok yazık..

Paylaşmaya Nedersin?